meşe palamutlarını taşlıyor
serin gölgeliklere eğilmiş rüzgâr
beklemeye durmuşum bana bak
ben mi dedim zaman mı fısıldadı geceye
kalbim oyun hamurun, ov
bir ıtır gibi salayım kokumu gövdene
senin ellerin hünerli, tenime gün doğuşu
bütün dehlizlerimi ışık basacak sonra
tanrı cimriyi sevmez cömert ol
başka birine dönüşürken zamanda
bazı yalanlar alır yaşananların tozunu
fotoğraflar hep başkasının olur
insan bir eğreltiotu gibi kururmuş
kurudum, dudaklarımda o mırıltılar
dedin ki: sessizliğinden korkuyorum en çok
bütün ışıklar yanarken
ürkek bir çocuk gibi kendime dönmekten
gidememekten o yolları seninle
sesini duyuyor olsam
içimdeki boşluğu kaldırır atardım
nalınların altında kalıyor yağmur
ıslanan sarı yaprak
yelelerini silkeler
akşam gibi geçerken kapı önlerinden o atlar
yutarmış göğü gözlerin
gördüğüm dallarda
yerine konulamaz bir şeyini yitirmenin adı
seni mi yitirdim
yoksa erken düşmüş bir güzü mü
beklemeye durmuşum bana bak
Serkan Türk
(her şeyin güzel olma nedenleri kitabında yayınlanmıştır.)