13 Mayıs 2009 Çarşamba

Rüzgârlı Camlar Üzerine Yorumlar-7

Derya Önder: Rüzgârlı Camlar için birkaç söz..

Öykü ile şiirin hem benzemezliği hem de kardeşliği sıkça tekrarlanır... Rüzgârlı Camlar’ın “Soluyorsun” isimli şiirle başlaması, daha kitaba atılan ilk adımda nelerle karşılaşılacağının da göstergesi sanki. Camlar, Rüzgârlar, Bulutlar…

Öykülerdeki dil ve olay örgüsü, hayata dokunmak isteyen ve ancak dokunduğunda, ya dokunduğu şeyin ya da dokunan yerlerin kırılacağından korkan bir edayı açığa çıkarıyor… Bazı öykülerdeki yarım bırakılmışlık duygusu, bir sonraki öyküye giden yolu da açıyor... Bazılarında ise bilerek eksik bırakılmış ve öykünün kitabın dışında tamamlanması istenilmiş gibi…

Her bir sözcüğün kendi başınayken bile kapladığı bir alan ve etki ettiği duygular vardır… Keder’in çağrışımlarıyla sevinç’in çağrışımları bambaşka yerlere götürür bizi. Bu nedenle özellikle de öyküde yaratılan dilsel ve duygusal atmosferi kendi adıma çok önemsiyorum… Bu benim için ya bir davet niteliği taşıyor ya da bir vazgeçiş… Rüzgârlı Camlar’ı okurken yer yer dil içi duraklamalar yaşadıysam da bütünüyle baktığımda davet eden bir atmosfer hissettim.

Sanırım öyküler, aynı zamanda hayatın tüm inceliklerini, hepimizin gördüğü ama fark etmediği, sözcük olarak dillendirdiği ama duyurmadığı şeyleri yakalayabilmemizi, önemsiz addedip üstünde durmadığımız anları, olayları, tesadüfleri, mercek altına alarak, sürekli dün’e ve bilinçaltı’na bıraktığımız bir ben’le yeniden buluşmamızı da sağlıyor…

Ömer Kaya yazdı: ÇIKIŞI ARAYANLAR İÇİN BİR ROMAN: AUSGANG

Romanın Konusu: Alışılmış düzende olaya yaslanan, kolay özetlenebilir pek çok metin okumuşuzdur. Bu minvalde çoğu metin, toplumsal bir mesel...