sen hep kendi evinde
uzak bir sıcaklıkla içli dışlı durursun
ışıksız kalan
ara sokaklarına düşen yalnız gölgeler
eğilmiş yüzler gibi soğurum
sonra tutup mutsuzluk yok der biri
bunca uzaktan, dağlar mor
akşamlar incinir karanlığından
çıkar gelir musluğun sesi
rüzgârın tekmelemesi pencereyi
kapı gıcırtısına benzer
her şeye karışmış bir ağrı
uzanmış yukarı sırtımızdan
aynalardan dönüp gelen
güneşli bayırını düşünürüm
dünler gibi soğurum
içimde tuttuğum sır
eskiyen bir şeye dönüşür
Serkan Türk
eliz dergisinde yer almıştır.